edebiyat*kültür*sanat*bulmacabilim

• 5/11/2009 - MUSTAFA BAYDEMİR'İN FİLME ALINMIŞ SENARYOLARI

FİLMİN ADINI ÖĞRENMEK İÇİN FARENİZİ HERHANGİ BİR RESMİN ÜZERİNE GETİRİN
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 5/11/2009 - HAYAT

Hayat tutunmaktır bazen




Bazen sadakat

Bazen bir yarış




Bazen merhamet




Bazen Çocukluk





Bazen çaba





Bazen hızlı



Bazen vefasızlık


Bazen birlik




Bazen Veda




Ama yine de hayat Sevgi ile güzeldir


__._,_.___






--
GEYİK Group
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 5/11/2009 - KUYRUK ACISI

Kategori: KİTAPLARIM

http://img.blogcu.com/uploads/mustafabaydemir_2.bmpmustafa baydemir

     Bir varmış bir yokmuş. Allah'ın kulu çokmuş. Kimi açmış, kimi tokmuş. Zaman zaman içinde, kalbur saman içinde. Cinler top oynarmış eski hamam içinde.

      Az gittim uz gittim, dere tepe düz gittim. Vara vara vardım bayıra. Eşeğimi saldım çayıra. Bir sinek bir kartalı, sallayıp vurdu yere. Yalan değil gerçektir ben de gördüm tozunu, kerpiç koydum kazana poyraz ile kaynattım. Nedir diye sorana şu masalı anlattım.

      Ben diyeyim yüz, sen de beşyüz . O desin bin yıl önce… Anadolu’nun kuş uçmaz kervan geçmez bir köyünde bir garip adam yaşarmış. Varlıklı değil, ama dirlikliymiş. Azığını dişiyle-tırnağıyla kazanır. Avuç avuç dağıtırmış.

      Köylüler ona Pire Nuri derlermiş. “Pire” lakabını ona boşuna takmamışlar. Bir kere Pire Nuri, ufak-tefek, çelimsiz biriymiş. İkincisi, yorulmak bilmeyen gücüyle her işe koşturur, her işe pire gibi zıplarmış. Ama gel gelelim, gece gündüz çalıştığı halde geçimini güç bela sağlarmış. Çünkü elinde avucunda olanı dağıtmasını pek severmiş. Bir yetim görse gözleri yaşarır. Bir yoksulla karşılaşsa içi paralanır. Aç bir hayvana rastlarsa “yazık ağzı var dili yok” diyerek kendi ağzındaki lokmayı ona verirmiş.

      Hani derler ya, “yemez yedirir, giymez giydirir” bu söz, sanki Pire Nuri için söylenmiş. 

     Pire Nuri’nin Menekşe adında bir eşi, Ayvaz adında da bir oğlu varmış. Ben diyeyim kader, siz deyin nasip! Allah'ın hikmetinden sual olunmaz ya? Çünkü bu ailenin ne huyu, ne de suyu Pire Nuri’ye hiç benzemezmiş. Pire Nuri, ne kadar çalışkansa, onlar da o kadar tembelmiş. Pire Nuri ne kadar cömertse, onlar da o kadar cimriymiş. Pire Nuri ne kadar merhametliyse, onlar da o kadar taş kalpliymiş.

     Pire Nuri’ye “pire” lakabını uygun gören köylüler, ailesine de ad bulmakta hiç zorlanmamışlar. Hımbıl Menekşe, Haylaz Ayvaz…  “Hımbıl Menekşe aşağı!...” “Haylaz Ayvaz yukarı!...”

     Hımbıl Menekşe ve Haylaz Ayvaz kendilerine bu adları münasip gören köylülerle “saç saça, baş başa” kavgaya tutuşmuşlar. Pire Nuri ne yapacağını şaşırmış. “Aşağı tükürse sakal, yukarı tükürse bıyık” iki tarafı da darıltmak istemediğinden, köylülerle ailesi arasında debelenmiş durmuş. Bereket versin ki ailesinin tembelliği bu kez işine yaramış. Kavga etmekten kısa sürede yorulup, halsiz düşmüşler de Pire Nuri rahat bir nefes almış. Bundan sonra Hımbıl Menekşe ile Haylaz Ayvaz, eve kapanıp Pire Nuri’nin getirdiklerini tıkınıp küp gibi şişmeye başlamışlar.   

     Gel zaman git zaman. Günler günleri, haftalar haftaları kovalamış. Pire Nuri, yorgun argın eve her dönüşünde, hep aynı manzarayı görmüş. İçi acıyla dolu, kendi kendine şöyle dermiş:

     - Yan gelip yatıyorlar. Durmadan tıkınıyorlar. Üstelik oğlan da büyüyor. Neredeyse delikanlı olacak. Bu böyle devam edemez. Tuh! Evin bahçesine bile bakmıyorlar, otlar diz boyu olmuş. 

     Gel zaman git zaman, aylar ayları kovalamış. Pire Nuri eve her dönüşünde, hep aynı manzarayı görmüş. Yüreği paralanır, kendi kendine şöyle dermiş:

     - Hâlâ yan gelip yatıyorlar. Küp gibi şişiyorlar. Neredeyse… Hay Allah, şu işe bak! Deli kanlı olmuş bile! Bu böyle devam edemez. Mutlaka bir çare bulmalı. Bahçeyle de hiç ilgilenmiyorlar. Ot üstüne ot bitmiş.  

     Ertesi gün Pire Nuri, eve elinde dişi bir deveyle gelmiş. Yeri göğü  inleterek basmış narayı:

     - Kalkın! Bugünden tezi yok. Ya bu deveyi güdersiniz, ya da bu diyardan gidersiniz!

     Hımbıl Menekşe’yle, Haylaz Ayvaz; bir Pire Nuri’ye bakmışlar, bir deveye, bir de kendilerine. Kendileri ne kadar yağ fıçısıysa, Pire Nuri de o kadar barut fıçısı. Bu fıçının patlamasını önleyecek tek engelse aralarındaki şu deve. Bakmışlar ki pabuç pahalı başlarını öne eğerek, süklüm püklüm.    

     - Bu diyardan gitmektense, bari şu deveyi güdelim, demişler.

   (hikayenin devamı)

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 27/10/2009 - ATTAN İNSANLIK DERSİ....

İnsanlara insanlığı öğreten hayvan !!! 
 

İspanya'nın Seville kentinde her yıl nisan ayında yapılan boğa güreşi festivali yine kanlı bir güne sahne oldu. 

  

Matador Diego Ventura atının üzerine gururla oturdu ve 'şova' başladı.


 

  

Ventura'nın kılıçlarının hedefi boğaydı. Yüzündeki ifade aslında kimin vahşi olduğunu ortaya koyuyor. Başka söze gerek yok...


 

  

Matadorun her yeni kılıç darbesi binlerce İspanyolu kendinden geçirdi.


 

  

Boğaya sapladığı kılıçlarla tatmin olmayan Ventura, daha çok alkış için boğanın kulaklarını da kesti.


 

  

Tribünlerden gelen mükafatını alan kahraman sevinç çığlıkları atarken yaralı boğa hemen yanı başında can çekişiyordu.


 

  

O sırada boğaya yaklaşan matadorun atı insanlık dersi verdi.
Binlerce insanın göstermediği merhameti gösterdi ve...
boğanın yaralarını kendince iyileştirmeye çalıştı.

 



 






--
GEYİK Group
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 26/10/2009 - İLGİNÇ AMA YARARLI MI?

Kategori: VİDEO İZLE

Strongest Kid You've Ever Seen - Watch more Funny Videos
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 24/10/2009 - DEVE iLE FARE

http://img.blogcu.com/uploads/mustafabaydemir_4.bmpmevlana/mesnevi/(mb)


Bir fare
Aldı eline devenin yularını
Çalımlı çalımlı yürüdü
Gözünü kibir bürüdü
Konuştu kendi kendine
Konuştukça coştu:
— Kim demiş bana küçük?
Yoktur benden daha büyük
işte böyle yürürüm
Koca bir deveyi yederim!
Pehlivanlara liderim ben!
Onu duyan deve
Güldü gevrek gevrek:
— Kasıl bakalım şimdi sen
Elbet bana da sıra gelecek
Son gülen iyi gülecek
Az gittiler uz gittiler
Dere tepe düz gittiler
Bir ırmak yanına varınca
Yorgunluktan bittiler
Irmağı gören fare durdu
Korkudan tiril tiril
Âdeta kanı dondu
Deve hin hin sırıttı:
— Ey pehlivan liderim
Çek beni de gidelim
Fare dedi, korkuyla:
— Bu ırmak çok derin
Üstelik bir de serin
Girersem batarım
Boğulursam ne yaparım?
Kıs kıs gülen deve:
— Ey farelerin yüz karası!
Hayvanların maskarası!
Bak dizime bile, gelmiyor su!
Niye korkarsın
Hiç anlamadım doğrusu!
Fare utangaç utangaç baktı:
— Affet beni şanlı deve
Kölen olurum seve seve
Ne olur, geçir şu ırmaktan!
Kurtar beni boğulmaktan!
Kibirlendim, hayale daldım
Artık tövbe, dersimi aldım
Sözün Özü:
Gurura kapılma, yüce olsan bile
Alçak gönüllü ol, cüce olsan bile
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 23/10/2009 -

**AYRILIK 15. BÖLÜM:TIKLA-İZLE
**LOST TÜRKÇE :TIKLA İZLE
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 22/10/2009 - BİTMEYEN HİKAYE

Kategori: KİTAPLARIM

BİTMEYEN HİKAYE

     Elim elim. Elim elim ibrişim. Elimden uçtu bir kuşum. Kuşu havaya verdim. Hava bana rüzgar verdi. Rüzgarı buluta verdim. Bulut bana yağmur verdi. Yağmuru yere verdim. Yer bana bereket verdi. Bereketi tarlaya verdim. Tarla bana buğday verdi. Buğdayı çiftçiye verdim. Çiftçi bana alın teri verdi. Teri yere verdim. Yer bana bereketi geri verdi. Bereketi elime aldım. Elim elim. Elim elim ibrişim. Elimden uçtu bir kuşum…
     Evvel zaman içinde. Kalbur saman içinde. Ben diyeyim Çin’de. Siz deyin maçinde. O desin Hint’te. Memleketin birinde bir padişah yaşarmış.
     Padişah son günlerde hem üzgün, hem süzgünmüş. Hayata küskünmüş. Huysuzluğu sürekli üstündeymiş. Sarayında hizmetinde bulunanlar bir “hata” yapmamak için, “kılı kırk yarıyorlarmış” ama boşunaymış. Padişah ne yapıp edip “ şeytana pabucu ters giydirecek kusurlar icat ederek” onları ya cezalandırıyor, ya da sürgüne gönderiyormuş. Halksa onun bu davranışlarını “yaşlı bir padişah” olmasına yoruyorlarmış: “Artık padişahımız “kocadı” huysuzluğu bundandır” diyorlarmış.
     Çok sevdiği “yürekli ve tok sözlü” veziri bile kendisinden korkar olmuş. Bir gün, “hükümlerinde oldukça isabetli” olan, bu akıllı vezirini yanına çağırmış:
     - Gel bakayım. Otur şöyle karşıma da konuşalım, söyleşelim. Biliyorsun senin düşüncelerine çok değer veririm.
     Vezir çekine çekine, utana sıkıla gösterilen yere oturmuş. Fısıltıya benzer, titrek bir sesle:
     - Emriniz olur sultanım: Kulağım kölenizdir, sizi dinliyorum. Demiş. Herkes gibi vezirinin de kendisinden korkmasına padişah sinirlenmiş:
     - Titreme be adam! Bir şey yapacak değilim! Nedir bu halin? N’oldu benim “doğrucu Davud”uma. N’oldu benim yürekli, yiğit vezirime!
     Bu sözler üzerine vezir:
     - Elbette titrerim padişahım, “kelle” söz konusu.
     Padişah bir an, bu cevaba şaşakalmış:
     -Kelle mi? Ne kellesi? Ki. . .  kimin kellesi?
     Vezir çekine çekine:
     - Sizinki değil elbet. Sizinkine hem kelle denmez: Baş denir. Kelle bizim gibilere mahsus. Gidecek olan benim kellem. Müsaade buyurun da biraz titreyelim:
     Vezirin korka korka söylediği bu sözler üzerine; artık sinirinden mi, yoksa “essahtan” mı bilinmez padişah gülmeye başlamış. Bir süre sonra kendine gelen padişah, hemen ciddileşmiş. Vezirini tepeden tırnağa süzerek demiş:
     - Seni yanıma çağrışımın gerçek nedeni nedir, biliyor musun? Şimdiye kadar bana hep doğruları söyledin. Öfkemi üzerine çekmek pahasına da olsa doğruluktan hiç ayrılmadın. bana hep doğru yolu gösterdin. Şimdi yine bana “doğruları” göstermeni istiyorum. Korkunç bir kafa karışıklılığı içindeyim. Hayattan, yemekten, içmekten, hiç bir şeyden tat almıyorum: Padişahlıktan bile…
     - Padişahlıktan bile mi!?
     Diyerek padişahın sözünü kesmiş, şaşkınlıktan ne yapacağını  bilemeyen vezir.
     “Evet” demiş, büyük bir umutsuzlukla başını sallayan padişah:
     - Evet ya! Padişahlıktan bile nefret ediyorum artık. Şu yaşa geldim. Hayattan bir şey anlamadım. Geriye dönüp baktığımda bütün acılar, bütün sevinçler, tatlar beş saniyede gözümün önünden geçip gidiyor. Sanki hiç bir şey olmamış gibi. Sanki hiç yaşamamışım gibi. Hiç bir şey sürekli değil. Hiç bir şey bitimsiz değil.
     Ey her bir şeylere çare bulan vezirim! Bana bitmeyen, tükenmeyen bir şey bul.
(DEVAMINI OKU)     
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 20/10/2009 - MERAKLI KARINCALAR

MERAKLI KARINCALAR

MEVLANA/MESNEVİ (MB)

http://t2.gstatic.com/images?q=tbn:7GWaXced9KtEHM:http://www.istockphoto.com/file_thumbview_approve/6913189/2/istockphoto_6913189-six-red-ant.jpg

http://t3.gstatic.com/images?q=tbn:c15vV5HsWm3WiM:http://www.cuesd.tehama.k12.ca.us/woodson/lucero/web%2520site%25209-17/images/cartoon-ant-01.gifhttp://t3.gstatic.com/images?q=tbn:o9SXdlVqR88mhM:http://static.howstuffworks.com/gif/the_ant_bully.jpg

Kalem kağıt üstünde kayıyordu
Kağıdı rengârenk boyuyordu
Meraklı birkaç karınca
Kâğıdın yanına varınca
işi gücü bıraktılar
Kalemi seyre daldılar
Hayretle baktı biri
gözleri iri iri
yorumladı kâğıttakileri:
— Kağıdı güzelleştiren kalemdir
Gül bahçelerine çeviren kalemdir
Diğer karınca itiraz etti:
— Hayır kalem değildir o şekilleri yapan
Parmaklardır kalemi sıkı tutan
Meraklı üçüncü karınca durur mu?
O da bir yorum yapmasa olur mu?
Onlarla âdeta yarıştı
Bilgiç, bilgiç söze karıştı:
— Hayır, yorumunuz akıllara zarar
Kol olmasa, parmak neye yarar?
Parmağa o gücü veren koldur
Şekilleri güzel yaptıran koldur
http://t1.gstatic.com/images?q=tbn:9m191iE6Wg7xjM:http://www.istockphoto.com/file_thumbview_approve/8326415/2/istockphoto_8326415-cartoon-ant.jpg
O ana kadar susan
Karıncaların en duyargalısı
içlerinde en akıllısı
Duramayıp konuştu
Konuştukça coştu:
— Akıl ve can olmadan
Vücut bunları yapamaz
Vücuda akıl, can, kan veren
Yaradan olmadan
Vücutta olmaz akıl ve can
Sözün Özü:
Allah sağlık, akıl versin; değmesin nazar
Allah izin vermezse, kalem nasıl yazar?
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Girilen

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Blog RSS
EDEBİYAT DERGİSİ
İngilizce Almanca Türkçe Sözlük
Kelime:
Sözlük:
© www.sozluk.web.tr

Mehmet UYAR
Cemal Şakar
DÜNYA BİZİM
Patentrekor
http://tbn3.google.com/images?q=tbn:O4grtdcZYEWmYM:http://www.sayhadergi.com/topicpicture/namaz2.jpg
HASAN AYCIN/KIRK HADİS/TIKLA
http://i2.ytimg.com/vi/NUDa82fI6d4/2.jpgTORUN VE TORUNU
http://i1.ytimg.com/vi/qIfA1uqEiac/0.jpg
HALK FİLM
http://i2.ytimg.com/vi/lsj9GPd5YTg/2.jpgKur'an Okuyan Hayret Verici Ses
http://i2.ytimg.com/vi/g3EvMzcmKXM/2.jpgSevimli Bücür Kur'an Okuyor
VEYSEL KARANİ/TIKLA

Rekor Patent


ÇİZGİ FİLM İZLE
HER TÜRDEN BULMACA
İNGİLİZCE DERS
SEYRALEMİ
SEÇME DİZİ İZLE

Kategoriler

  • BULMACALAR
  • BİLİN BAKALIM BEN KİMİM
  • BİLİN BAKALIM BEN NEYİM
  • CEŞİTLİ KONULAR
  • FİLME ALINAN SENARYOLARIM
  • HABER SEÇKİSİ
  • HAYVAN HİKAYELERİ
  • ilginç resimler
  • KELİLE/DİMNE SEÇKİSİ
  • KİTAPLARIM
  • MESNEVİ SEÇKİSİ
  • MÜZİK (VİDEO)
  • MİZAH
  • NECİP FAZIL
  • OYUNLAR
  • SA'Dİ ŞİRAZİ SEÇKİSİ
  • SESLİ YAYIN
  • SİNEMA SANATI/FİLM İZLE
  • VİDEO İZLE
  • YAZARLAR SEÇKİSİ
  • YAZILAR
  • ÇOCUK HİKÂYELERİ
  • ÇİZGİ FİLMLER/ANİMASYONLAR
  • ÖDÜLLÜ BULMACALAR
  • İNGİLİZCE
  • ŞİİRLER
  • Arkadaşlar

    Sayfa Güncel Sayfa:1 Toplam:57
    Son Sayfa | Sonraki Sayfa

    site ekle